E-Mail Kurdî Türkce Deutsch Hompage Gästebuch

Veger

Geri

Zurück

 

 

Kültür-Sanat - 08-Şubat 1999

 

'Halk bizden klasikleri istiyoruz'

Kürdistan'ın Serhat eyaletinden olan Ozan Aydın 1992 yılından beri Almanya'da yaşamakta. O tarihten 1997 yılının sonuna kadar Kürt Kültür ve Sanat Akademisi bünyesinde sanatsal çalışmalarını yürüten Ozan Aydın, bir yılı aşkın bir süredir de aynı kurumun Berlin'de kurulan şubesinde yöneticilik yapıyor. Ozan Aydın'la son çalışmaları üzerine yaptığımız söyleşiyi sunuyoruz.

Sanata nasıl başladınız?

Çocukluğumdan beri Erivan Radyosu'nu dinleyerek büyüdüm. Birde etkisini yabana atamayacağım bir dengbêjlik geleneği var. Serhatlı olup da dengbêjlerden etkilenmemek imkansızdır. Özellikle Dengbêj Şakiro beni çok etkiledi.

Hemen eklemek istiyorum; Kürdistan'da okulun olmadığı, Kürtçe konuşmanın yasaklı olduğu ya da yazı dilinin fazla gelişkin olmadığı gibi olumsuzluklar gözönüne getirildiğinde, dengbêler bir kültürün, bir dilin, tarihin içinde taşınması gibi bir görev üstlendiklerini görmekteyiz.

Müzik eğitiminizle ilgili bazı şeyleri öğrenebilir miyiz?

Gerek ülkenin içinde bulunduğu koşullar, gerekse kendi dilimizde eğitim olanaklarının tümüyle yasaklı oluşu bir şekliyle müzik yapan kesimi de etkiliyor. Dilin yasaklı ve sen halkla diyaloğun, onun dertleri sevinçleri kavgalarının sözcüsüsün. Ama onun anladığı dili kullanmıyorsun. Bu paradoksal durumda en iyi cevap olabilme bir yerde müzisyenin ya da ozanın kendi çabalarıyla ancak gerçekleşebiliyor. Bu nedenle de böyle yansıdı. Bunun bendeki pratiği bizzat kendini yetiştirme, geliştirme biçiminde oldu. Bir dönem İstanbul'da 1987 yılında Türkçe olarak özel bir dersanede solfej ve şan dersleri aldım.

Yaptığınız müzikte hangi tarzları kullanıyorsunuz?

Daha önceden söylediğim gibi dengbêjlik geleneğinin etkisi çok fazla. Klasik Kürt müziği diyebileceğim bir tarz. Ulusal kurtuluş mücadelemizin gelişmesiyle beraber bu gelişimi sanatın bu dalına da yansıdı ve geliştirdi. Kültürümüzün canlı birer parçaları olan klasik eserleri okumaya, kitlelere ulaştırmaya başladım. Bunlar uyanan bir halkın istemleriydi, bunlara cevap vermek zorundaydık.

Savaşan, Ulusal Kurtuluş Mücadelesi veren bir ulusun sanatçısı olmanın anlamı nedir sizin için?

Sürmekte olan bir savaş var. Kirli bir savaş. Boşaltımış binlerce köy, yerinden yurdundan göçertilmek demek, binlerce şehidimiz var. Ormanlarımız yakılmış, hayvanlarımız bile kurşuna dizilmiş. Yaptığımız sanat bunu dile getiremiyorsa, bunu anlatamıyorsa, zaten sanat değildir. Var olan canlı olan birşeylerin yokedilmesi sözkonusu bu bir trajedidir. Bu bir dramdır. Biz sanatçılar buna kayıtsız kalamayız. Bütün dünyanın gözü önünde oynanan bu drama karşı birşey yapamıyorsak bile öfkemizi ayakta tutabilmek, kendimizi yarına taşıyabilmek için seyircilerin kapalı gözlerine rağmen beri kulaklarından beyinlerine sokmak. Bu da sanatçının asıl görevi değil midir; Görülmeyeni göstermek, hissedilmeyeni hissettirmek, duyulmayanı duyurmak.

Berlin'e gelelim, Kürt Kültür ve Sanat Akademisi'nin Berlin'deki şubesi ne tür çalışmalar yapıyor?

Epey zamandır Kürt Kültür ve Sanat Akademisi'nin çalışmaları içerisindeyim. Daha HUNERKOM'ken Dortmund bölgesinde çalışıyordum. Berlin'e geldim. Şu an yeni yönetimde yer almaktayım. Yeni yönetimle birlikte ise adımızı değiştirerek başladık. Ben akademinin bir okul olması gerektiğini düşünüyorum. Biz Berlin'e akademik bir çalışma yapacak kadrolar oluşturamadık veya böyle bir isteme cevap veremedik. Bu yüzden adımızı Kürt kültür ve sanat evi olarak değiştirdik. Çünkü yaptığımız işin bu ismi karşılamadığı gerçeği gözönündeydi.

Yeni yönetimle önünüze koyduğunuz hedef nelerdir?

Adımızı değiştirmemize rağmen tabii ki bağlı çalıştığımız merkez Kürt Kültür ve Sanat Akademisi'dir. Onların paralelinde yapacağımız çalışmaların yanında burada Berlin'de; saz kursu, halk danslar, küçük resim atelyemiz, gecelere çıkabilecek grubumuz ve çocuklara yönelik çalışmalarımızın yanında saz tamir atelyesi, filmcilik veya fotoğrafçılık konusunda çalışmalar, kurslar ve bir süreden beri bir bülten yayınlamak gibi hazırlık çalışmalarımız var. İstekli, yetenekli, başarılı arkadaşlardan oluşan bir yapımız var güzel şeyler üreteceğimize inanıyorum.

Yine Ozan Aydın'a dönelim. Kendinizi kitlelere nasıl taşıyorsunuz?

Geceler ve konserler vasıtasıyla tabii ki. Bir de bir kaset çalışmam var. Kasete okuyacağım parçalar belirlenmiş durumda ve bu merkezi akademinin gündeminde. Yakın bir zamanda dinleyicilerin beğenisine sunulacağını tahmin ediyorum. Çok beğenileceğini umduğum klasik ve otantik halk müziği ve dengbejlik geleneğinin büyük etkilerini taşıyan kasetin iyi bir çalışma olacağı kanısındayım. Bunun yanı sıra kendi eserlerimden de örnekler yer almaktadır.

Son olarak belirtmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Bir ozan son olarak bir şey söylemez her söz, her ağıt, her stran bir yeni çığlık, yeni bir çağrı yeni bir umuttur. Biz bunun bugünkü temsilcileriyiz. Ama bir noktada içimiz buruk olarak bazı yerlere bir takım mesajlar iletmeyi bu vesileyle uygun görüyorum. Bakın gerek ses gerek enstrüman kullanımında yetenekli insanlarımız var ve bunlar anlaşılmaz bir sorumsuzluk . Berbat bir yaşamı kendilerine uygun görerek, ısrarla yeteneklerini kendilerini yok eden sömürgeci güçlerin hizmetine sunmaktan garip bir zevk alıyorlar. Bunlara çağrımız bir an evvel kendi özlerine dönmeleri, bu kadar acıya, yokluğa mahkum edilen kendi halklarına hizmette bulunmalarıdır. Ancak o zaman yaptıkları ve yapacakları gerçek değerini bulabilir. Doğru olan da budur. Tüm Özgür Politika ailesine ve halkımıza en sıcak selamlarımı iletiyor, başarılı bir 1999 yılı diliyorum

Kültür-Sanat - 08-Şubat 1999

Berjor

Yukari

Oben