H O Z A N   A Y D I N

S T R A N   J Î Y A N E

Kurdî Türkce Deutsch English Homepage

Nivîsên Hunerî

Sanatsal Yazilar

Künstleriche Berichte

Artistic News

Veger

Geri

Zurück

Back

 

 OCAK 200 HOZAN AYDIN

1-Her zamanki, gibi klasik bir soruyla başlayacağım. Kendinizi kısaca tanıtırımsınız…?

1962 yılında Erzurum un Tekman ilçesine bağlı Xindeqa köyünde doğdum. 7-8 yaşımdan beri stran söylüyorum. 1992 yılının başlarıydı, ülkemi terk etmek zorunda kaldım.! 17 yıldır Almanya da mülteci olarak yaşıyorum.

2 -Sesinizin güzel olduğunu ilk kimler fark etti? Çevremdekiler ve ilkokul öğretmenim sesimin güzel olduğunu hep söylerlerdi. Ben okulda Türkçe şarkılar öğrenmiştim. Okul şenliklerinde hep ben şarkılar söylüyordum. İlkokul öğretmenim Dursun Çelik'ti. Bir gün öğretmenim evimize geldi. Babama;"Gelin bu çocuğu bana teslim edin, Ben onu beraberimde Ankara’ya götürüp bir müzik okuluna vereyim ve inanıyorum ki, ondan çok iyi bir sanatçı çıkar. demişti"  

3 -Babanız kabul etti mi? Hayır. Kabul etmedi.

4 -Amatör veya profesyonel olarak ilk bestelediğiniz şarkıyı hatırlıyor musunuz?  İlk Beste değilde deneme diyelim, çok iyi hatırlıyorum; 1976 da, Mardo Köprüsü adında Türkçe bir beste eser yapmıştım.

5 -İlk bağlamayı elinize ne zaman aldınız? İlk çaldığınız stran hangisiydi? hatırlıyor musunuz? Bağlamayı ilk olarak İlkokul da öğretmenimin elinde tanımıştım. Daha sonra yani 1975-76 yıllarıydı, Muş ta, Ortaokul da idim, ilk olarak Şu sazıma bir düzen ver adlı eseri çalmasını öğrendiğimi hatırlıyorum.

6 -Çocukluk yıllarınızdaki hedefiniz müzikle mi ilgiliydi ? Hedeflerinize ulaşabildiniz mi? Kendimi bildim bileli, ağırlıklı olarak hedefim Müzikle ilgili oldu fakat olanaklar dahilinde tam anlamıyla hedefime ulaştım diyemem.  

7 -Dengbêj divanlarına siz de katılır mıydınız? Tam anlamıyla Dengbêj divanlarına katılmadım fakat, 7-8 yaşlarımda iken, Serhat ın uzun kış gecelerinde, "Mem û Zîn ve Sîyabend û Xecê" aşklarının anlatıldığı, "Evdalê Zeynikê" nin klamlarının söylendiği, kabiliyetlerin, yeteneklerin sunulduğu ve aynı zamanda Kurdistan da toplumsal eğitim ve kişilik oluşumunun alt yapısı anlamına gelen cemaatler olurdu; o cemaatlerde oturduğumu vede klamlar söylediğimi iyi hatırlıyorum. O cemaatlerde dengbêj Şakiro’yu canlı dinleme şansını elde ettim. Kürtler arasında güzel sesinden dolayı ‘Kewê Ribat’ (Rabat Kekliği) ve ‘Şahê Dengbêjan’ olarak anılan Şakiro 'dan çok etkilendim. Ondan öğrendiğim klamları oralarda seslendirirdim bazen. Ben sadece çevremdeki, dengbêjlerden dinlediğim stranları söylemezdim; stran ezberlemede çok doyumsuzdum. Dengbêj Şakiro'yu sadece böylesi cemaatlerde mi gördünüz? Hayır. Bir kaç kez evimize misafir olmuştu.

8 -Bir de sizden dinlemek isteriz. Dengbej Şakiro'yu? Hozan Aydın'a "Dengbej Şakiro" denildiğinden ne yanıt verir?  Ben Şakiro yu her dinlediğimde, Kurdçemi geliştiriyorum. Edebiyatın dizelere serilişinin artisttiğini ruhumda seyrediyorum. Bembeyaz bulutların içine dalıp baştan başa tüm ayrıntılarıyla Kurdıstan ı dolaşıyorum! Sevdanın, Güzelliğin tarifini ediniyorum.

9 -Sizi en çok hangi stranı etkiliyor? ( SEVGİLİ AYDIN BİR DÖRTLÜĞÜNÜ YAZARSANIZ SEVİNİRİM) Şakıro nun avazından yükselen her ses ve her söz beni etkiler!.. Örneğin gönül şikayetini suya anlatmak istiyor:  …Ax delalîyê… Subeye min ji tera nego birêda ha bi rêda... Tu rabe çavan bişkîne birîyan pêda, pêda... Em bi destê hevdu bigrin, bimeşin ber gola mirazan...Gilî û gazinê dilê xwe bikin bi avêda…

 

10-Başka hangi dengbêjleri ve stranbêjleri dinlerdiniz? Bir dönem Erivan radyosu Kürt sanatçıların besin kaynağıydı. Siz de Erivan radyosunu dinleyerek mi büyüdünüz.? Ben de Erivan radyosunu dinleyerek büyüdüm diyebilirim. Benim stranlara olan sevdam Erivan radyosuyla daha da arttı. Karapetê Xaço, Şeroyê Biro, Meyrem Xan, Aslîka Qadîr, Zadina Şakir, Efoyê Esed, Egîtê Cimo, Aramê Tigran ve M. Arifê Cizrewî gibi birçok tanınmış dengbêjin klamlarını Erivan radyosunda dinlerdim ve ezberlerdim. İyi bir radyo dinleyicisiydim. Benim en büyük hayallerimden biri de radyo sanatçısı olmaktı

11-Neden hayallerinizin peşinde gitmediniz? (gülüyor) Gitmez olur muyum? Gittim. Stranlar nerde ise, ben ordaydım. Ortaokul 2. sınıf öğrencisiyken, Erzurum radyoevinin düzenlediği yarışmayı duydum. Kimseye haber vermeden, bu yarışmaya katılmak istemiştim. Yaşım küçük olduğu için yarışmaya kabul edilmemiştim. Yarışmaya girmek için yaşımı büyütme arayışlarına girdim. Yetiştiremedim. Tekrar okuluma geri döndüm.

12-Daha sonra radyo evlerinin düzenlediği yarışmalara katılmadınız mı? Reşit olduktan sonra. Yaşınız küçük olduğu için yarışmaya alınmıyorsunuz bu durum sizi yıldırmadı mı? Bir defa daha Katıldım. Ankara radyosunda, yetiştirilmek üzere amatör ses yarışması vardı; başvuruya gittiğimde, kontenjan doldu gerekçesiyle beni almadılar! Birkaç dolaylı ricadan sonra umutsuzda olsa ismimi kaydettirdim. Yarışma günü karşıma okuyacağım şarkıların notalarını koyup öyle okudum ki amatör yarışma olduğu için notayla okumak yalnışmış… velhasıl oradada olmadı. Bu olumsuz durum beni yıldırmadı. Çünkü; benim için stranlar. bir yaşam kaynağıdır. Her zaman belirttiğim gibi; "Stran Jiyane" (stran yaşamdır) benim için

13-Bir süre memleketiniz olan Tekman’ da kaldıktan sonra İstanbul’un yolunu tutuyorsunuz. Nelerle karşılaştınız? İstanbul’da Doğru. 1977 idi, İstanbul’un adını yeni duymuştum. “Taşı Toprağı Altın” diyorlardı. Ben de kararımı verdim ve annemin bir altınını alıp İstanbul’a doğru yol aldım. Hayatım da ilk kez kendimi büyük bir metropol şehrin içinde buldum. Şaşkınlık vardı haliyle. Orada 1 Mayıs yürüyüşü ile karşılaştım. Bu hayatımın ilk eylemi ile de tanışmış oldum. İlk defa bu kadar insanı,bu kadar coşkuyu bir arada görüyordum. İlk defa devletin göstermiş olduğu 36 insan nasıl bir arada katledilir gösterisini de kendi gözlerim ile izlemiş oldum. O günü hiç unutmuyorum.. O zaman yavaş yavaş siyası fikirlerimde oluşmaya başladı. ”Kurdara Azadi" sloganını öğrendim ve siyasi şarkılar söylemeye başladım. 2 yıl İstanbul’da kaldım

14-O dönem kimse siyasi şarkılar söylemeye cesaret edemiyordu. Siyasi albüm yapan pek sanatçı yoktu yanılmıyorsam. Şivan Perwer vardı. Bu güçlü yorumcuyu (Şivan Perwer) tanımam da ilginçti. Taksim meydanında gezerken,uzaktan çok güçlü olduğu belli ve oldukça berrak bir ses kulağıma geldi. Kürtçe söylüyordu. Çok iyi hatırlıyorum stranı “Güla Baxçe we ka?” yani (Bahçenizdeki Gül Nerede) stranıydı. Sesi merak ettim ve sesin geldiği yöne doğru yürümeye başladım. Genç biri, tezgahın üzerinde kitap, dergi ve kaset satıyordu. Söyleyenin kim olduğunu sorduğumda Şivan Perwer yanıtını aldım. Hemen kaseti satın aldım.

15-Peki sanatsal olarak bu kasetten sonra neler değişti? Hayatınızda Şivan Perwer’in , politik stranları benim sanatsal yaşamımda büyük bir etki yaptı. Çok etkilenmiştim stranlarından ve sesinden.

16 İstanbul’dan sonra Avrupa’ya mi gittiniz? Hayır. İstanbul’da 2 yıl kaldıktan sonra tekrar memleketime döndüm. Muş Lisesi’nde yarım kalan eğitimime devam ettim. Ama bu kez de 12 Eylül darbesi oldu. Öğrenimimi tekrar yarıda bırakarak İzmir’e geldim. Oradan da kaset yapmak için yine İstanbul’a geldim

17-İstanbul’da albüm mü yaptınız? Benim bildiğim ilk albümünüzü Almanya’da çıkardınız? Bilgileriniz doğru. İlk albümüm olan “Bêje” yi Almanya’da çıkardım. “ Bêje” albümünden önce Türkiye’de dağıtımı yapılmayan bir albüm yaptım. Unkapanı’nda şartlar çok zordu. Plak şirketlerinin sahipleri; albümün tüm masraflarını ya sanatçıdan çıkarıyorlardı, ya da şartsız 4-5 kaset yapıp firmaya vereceksin onlarda seni meşhur edeceklerdi. Bu koşulları çok düşündükten sonra ilk albüm çalışmalarına başladım. Tabii ilk olarak 1987 yılında Türk Halk Müzik sanatçısı Yavuz Top’un dershanesinde bir süre solfej dersleri aldım. Ses Plak şirketi ile anlaşarak, 8 eser bana ait, 4 eser anonim, 1 eser Pir Sultan Abdal’a ve 1 eser de Sivas Madımak Otel’inde hayatını kaybeden rahmetli Muhlis Akarsu’ya ait olmak üzere toplam 14 eserden oluşan “Sevdalım” adlı Türkce bir albüm yaptım

18-Albümün dağıtımı neden yapılmadı? Ses Plak şirketi ile bir sözleşme yaparak ben tekrardan memleketime döndüm. Bir süre sonra Ses Plak şirketinin iflas ettiğini duydum. Durum böyle olunca da benim “Sevdalım” adlı albümüm piyasaya çıkmadı.

19-Avrupa’ya ne zaman çıktınız? Kaç yıldır Avrupa dasınız? Sizde gördüğünüz baskılardan dolayı mı Avrupa'ya çıktınız? 1992 yılında Avrupa’ya çıktım. 17 yıldır Avrupa'da yaşıyorum. Evet. Türk devletinin istediği Kürt olamadığım için, gördüğüm fiziksel ve psikolojik baskılardan dolayı Avrupa'ya kaçmak zorunda kaldım. 1991 yılında özgürlük mücadelesinin en yoğun zamanında bende siyasette aktif rol aldım. Tekman'da.HEP (Halkın Emek Partisi) ilçe teşkilatı oluşturuldu ve HEP İlçe yönetiminde görev aldım. Bir çok direnişçi gibi bende ağır bedeller ödedim. İşim elimden alındı. Ölüm tehditleri almaya başladım İşkencelere maruz kaldım. Bu durum karşısında fazla dayanamadım. 1992 yılında stranlarımla beraber, yüreğimin bir köşesini Kurdistan’da bırakarak Avrupa’ya çıktım. İlk durağım Almanya’nın Dortmund kenti di. Almanya'nın Dortmund kentinde artık bir mülteci durumundaydım.

20-Ne tür sıkıntılarla karşılaştınız, bir mülteci olarak nasıl yaşıyorsunuz? Bunları anlatmakla bitmez. Bir çok sıkıntılar yaşadım. Yurdumdan vatanımdan ve ailemden ayrılmıştım. İzdırap, üzüntü bir aradaydı. Geldiğimde Almanca konuşamıyordum. iletişim problemi yaşıyordum vs. Mülteci olmak gerçekten çok zor. Şahsiyetinle, kariyerinle, kimliğinle buradaki sisteminde altında ezilip büzülüyorsun! Aslında şöyle bir kıyaslama yaptığında, taşı toprağıyla, suyu çiçeği ile, kocaman yürekleri ve nur yüzlü insanlarıyla, rengarenk kültürü ile sana ait olan bir cennet var; fakat kurtlar sofrası misali birileri biraraya gelip resmen gasp ederek bölmüş, param parça etmiş ve senide diyardan diyara sürüklemiş! Bu matematiği çözebilene aşkolsun! 17 yıldır nasıl yaşadığımı bir ben bilirim!  

21-İlk müzik grubunuz bu süre içinde kurdunuz değil mi? İlk müzik grubu Koma Xebat bu süre içerisinde kuruldu. Grup üyeleri ile birlikte çok sayıda etkinliklere katıldım. 2 yıl sonra ben gruptan ayrıldım.

22-Koma Xebat grubundan ayrıldıktan sonra tekrar grup çalışmalarına devam mı ettiniz? Yoksa bireysel çalışmayı mı tercih ettiniz? Ben Koma Xebat grubundan ayrıldıktan sonra 1994 yılında Hegen'de “Koma Halim Dener” adlı bir müzik grubu kurduk. Yani tekrardan grup çalışmalarıma devam ettim. Bu süre içinde Dortmundta "Klangspuren Konzert İnternational" adlı ulusalararası bir müzik albümü yaptık. Benim kendime ait olan 2 eserim ve 2 de anonim eser yer aldı.  

23-İlk solo albüm Avrupa’da ne zaman çıktı? 2002 yılında ilk albümüm “ Bêje ” yi çıkardım. Bu albüm müzikal anlamında 30 yıllık birikimlerimin ürünüydü. Albümün dağıtımı Avrupa’da Mir Müzik, Türkiye’de ise Kom Müzik yaptı. Albüm Türkiye’de kısa sürede yasaklandı. Yasaklandı ama; TRT’nın ilk Kürtçe TV deneme yayınlarında benim yasaklı albümümden birkaç stran yayınlandı. Düşünün Bakanlık tarafında albüm yasaklanıyor. Devletin televizyonunda stranlarım yayınlanıyor. Bir çelişki değil mi sizce

 24-TRT’den söz açılmışken, TRT 6 için de görüşlerinizi alabilir miyiz ? Sizce de seçim malzemesi olarak mı açıldı. TRT 6 Eğer bir eylemde samimiyet ve dürüstlük varsa, orda kesinlikle saygı vardır. Aksi durumda sadece sahtekarlık vardır.! Her ne kadar Kurd lerin böyle bir kanala ihtiyacı olmasada, herşeyden önce unutulmamalıdırki bu kanal, Kurd halkının verdiği, özelliklede son 30 yıllık mücadelesinin bir ürünüdür tabiiki!.. Kurd ve Kurdistan ın düşmanı olan Türkiyedeki bu siyasi iktidar, ’’Bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü’’??? Kurd lerin kara kaşı kara gözü için böyle bir kanal açılmadı herhalde; seçim malzemesi vs. Birçok hesap kargaşası var. Bir yandan Kurd çocuklarının isimlerini yasaklıyorsun, Bir yandan Kurd alfabesindeki harflerden dolayı insanları cezalandırıyorsun, diğer bir yandan kendin yazıyorsun? Bir yandan Kurd sanatçılarının albümlerini topluyorsun, diğer bir yandan kendin yayınlıyorsun? Kendi kanalını seyrettiği için Kurdlerin satalitlerini kırıyorsun, Kurdleri cezalandırıyorsun, Kurd lerin ki yıllardır var olan kanalını kapatabilmek için dünyayı ayağa kaldırıyorsun, kendin açıyorsun? ’’Bu ne yaman çelişki Anne’’??? Burada niyet, amaç önemlidir! Sen sus ben senin yerine konuşurum! Sen gözlerini kapa, ben senin yerine görürüm! Sen kulaklarını tıka, ben senin yerine duyarım! Sen düşünme, ben senin yerine düşünür karar veririm!.. Bu kanala gelirken reperuar oluşturma zahmetine katlanmanada gerek yok; okuyacağın stranları ben seçerim!!!.. BÖYLE OLMAZ!!! Kurdlerin artık başka dile, başka kulağa, başka göze, başka klavuza, hele başka beyine hiç ihtiyacı yoktur. ’’Gölge etme başka ihsan istemez’’ …

25-Biraz da 2. solo albümünüz olan "Bavê Min" dan söz edelim isterseniz? Sizin için çok özel bir albüm olduğununu duydum? Neden bu kadar özel bir albüm bu?  Benim babam hayat dolu ve kültür yüklü bir insandı. Babamın seside çoook güşeldi. Dinamizmi, Gerektiğinde kaya gibi duruşu, toplumsal değerlerimizi, sosyo kültürel davranışları onunla yaşayarak öğrendim. Babam benden dolayı büyük işkencelere maruz kaldı. 1999 Ağustosunda gerilla sığınakları bulunduğu için, Türk askerleri köyümüz "Xindqa" yı yakmaya gidiyorlar.! İnsanları köy meydanında dayaktan geçirerek toplarlarken, o kargaşa ve şoktan dolayı babam krize girerek şehit düşüyor.! Babamın orada kendi yaşamı sona eriyor fakat, köyüne yaşam veriyor! Çünkü, askerler köyü yakmaktan vazgeçiyorlar. Ben bu haberi binlerce kilometre uzaklıkta, Berlin de mültecilikte, bir gece vakti aldım.! O gece kendimi bir anda Berlin sokaklarına salıverdim; öyle bir adamı kaybetmek kolay değildi! "Bavê Min" şarkısı böyle bir durumda oluştu. "Stran Jîyane 1" adındaki çalişmayada "Bavê Min" ismini vererek rahmetli babama adadım.

26-Kürt müziğinde nasıl bir değişim oldu son 20 yılda? Toplum değiştikçe, müziğide etkiliyor haliyle; Kurd ler 20 yıl önceki Kurd olmadığı gibi, Kurd müziğinde de ciddi değişikliklerin olduğunu görmek mümkün tabii. Ancak Kurd müziği artık tam anlamıyla ayakalrı üzerinde durabiliyor demek zor maalesef. Bunun çok ciddi nedenleri var! Özellikle kuzey Kurdistan da Kurd lerin okulu hiç olmadı! Kurd sanatı okullarda, Üniversitelerde öğretilmedi! Kurd ler sanatçıları ile birlikte halen sürgün yaşamaktadırlar.! Kurd sanatı şu anda Kurd, Türk, Arap ve son 20 yıl içerisinde birde Avrupa eklenince, tam anlamıyla bir dörtlem içerisinde, küresel pazarında tehdidinden sıyrılmaya çalışarak yok sayılmış kimliğine ulaşma yolunda çok büyük ve ciddi gayretler  sarf etmektededir.!

27-Türkiye'deki ve Avrupa'daki yozlaşan Kürt müziğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Aslında Globalleşen dünyada toplumlarla birlikte müzik, bir bütün olarak yozlaşmayı yaşıyor diyebiriz. Altyapısal olarak düşündüğümüzde, ritm duygusu iflasda ve genel olarak dünya müziği bir DÜM ile idare edilmektedir adeta! İnsanların beynini Tekno ile hoplatmaktan başka bir gayret yok gibi. Hal böyle olunca, piyasa zihniyeti, hesapçı yaklaşım, para kazanma hırsı vs. Duyguları körertmiş ve sanat kaygısı neredeyse ortadan kalkmış durumda fakat, Kurd müziğinin durumu çok farklı! Kurd lere hayatları boyunca acı çektirilmiş, Kurd ler yalnızlaştırılmış, dışlanmıştır! Özelliklede Türk devleti tarafından Kurd kültütürü, Kurd lere yasaklanmış ve bu kültürün gasp edilmişliğinin gerçeği söz konusudur! Halk olarak, kültürümüzü, dilimizi, günümüze taşımada borçlu olduğumuz yegane Kültür kurumumuz niteliğinde olan Dengbej lik geleneğimizi unutmamakla beraber, yine özellikle bu son 20 küsür yıl içerisinde Kurd kültür kurumları ve sanatçıları tarafından, çok ciddi anlamda kültürlerini, müziklerini sahiplenip, canlari pahasına gaspçılardan geri alma gayretlerini yürekliliklerini görmezden gelmemek gerekiyor! Burada Kurd müziğinin yozlaştığını değilde, günümüzde gerek Kurdistan, gerek Avrupa ve gerekse Türkiyede, ekonomik sıkıntılarıda unutmamakla birlikte, pof pof lu piyasanın etkisine girerek bazı kendini sanatçı zannedenlerin iradelerinin yozlaşatışını söyleyebilirim ki böyle değerlendirmek daha doğru geliyor bana.

28-Şu anki toplumumuzun sosyo-kültürel duruşunu nasıl buluyorsunuz? Bu geniş bir kavram ve zor bir soru; ben yinede kısaca görüşlerimi dile getirmeye çalışayım. 17 yıldır ülkemden fiziki olarak kopuk bir şekilde Avrupa da yaşıyorum! Avrupa, türlü çeşit fikirlerin, sınıfların, renklerin ve kültürlerin bir arada yaşandığı kocaman bir mozaik! Bu mozaik içerisinde görebildiğin her renk, her kese doğal olarak aynı güzellikte görülmeye bilir! Her şeyden önce bir insan olarak beni esas ilgilendiren, sorumluluk duygusudur! Sorumluluk, sosyalitede temel kültürdür! Toplumsal meselelerde duyarsızlık görüyorum ve bunun tedirginliğini yaşıyorum.

29-Yakın zamandaki projelerinizden bahsedebilir misiniz? Tabiiki önümde daha projelerim var fakat son çalışmam daha çok yeni ve şu anda onunla meşgulum.

30-Müziği kategorize etmek gerekirse sizin yaptığınız müzik hangi kategoriye girer? Benim müzikte yapmaya çalıştığım, anadilimde yani Kurd çe stran söylemektir ancak evrensel düşündüğümüzde, bende bu evrende yaşayan bir stranbêj olarak kendi duygularım vede bir dünya görüşüm var tabii; kendi ürettiklerim, bestelerimde var. Ben ‘Stran Jîyane’  (stran yaşamdır) demişim ve yaşama dair ne varsa stranlarda mevcuttur. Ben stran okuyorum  yani yaşamı okuyorum dolayısıyla ben müziğimi kategorize etmiyorum.

31-Her gün yeni bir isimle karşılaşıyoruz ama bu isimlerle bir daha karşılaşmak nasip olmuyor. Sanatta ölçüyü mü kaçırdık? Sizce bu işe bir kriter getirilmeli mi? Bana göre sanatı meslek olarak görmede, ölçü kaçmıştır zaten! Sanat bir duygu oluşumudur, duyguya kriter getirmek zor olsa gerek!? Duyguyu işlev hale getirip sanat olarak hayata geçirmek, hiç bir gücün karşısında duramayacağı, doğuştan gelen bir kudrettir ve etrafını muhteşem aydınlatmaktadır! Dolayısıyla bu aydınlıktan saçan kıvılcımlardan elbetteki etkilenenler olacaktır. İşte burada, aydınlığa ulaşmak isteyenler kıvılcımın çıkış noktasını iyi görebilirlerse, sağlam tutunur, hedefe ulaşabilir ve hatta güç katabileceklerdir. Fakat iyi göremeyip, sağlam tutunamayanlarda haliyle teker teker dökülüp yok olacaklardır. Kendi haline bırakmak en doğrusudur.

32-Hozan Aydın ,müzikte neyi arıyor? Neyi sorguluyor? Vallaha ben müzikte bulduğumu bulmuşum, bir şeyde aramıyorum. ‘Stran Jîyane’ yani stran yaşamdır demişim ve öyle görüyorum. Yaşama dair olumsuzluklarıda stranlarımda sorguluyorum tabii!

33-Müzik yaşamı dışında ne gibi çalışmalarımız var? Birkaç hobilerimin dışında birşey yok sayılır.

 34-Sanatçılarımız , sosyal güvenceleri yok. Yakın  geçmişimize baktığımız da Ayşe Şan, Dengbej  Şakiro, isimleri şuan aklıma gelmeyen bir çok sanatçımız yoksulluk içinde   dünyaya gözlerini yummuşlar. Sizce sanatçılarımızı bir güvence altına almak mümkün mü?  Bu konuda sanatçılara ve kurumlara ne gibi görevler düşüyor? Sanatçıların güvencesinden önce, ülkelerinin güvencesi gerekli.! Ülkesi olmayan sanatçının ne güvencesi olabilirki? Mümkün değil.!

35-Kürt müziğinin batı çalgılarıyla seslendirilmesi konusunda ne, düşünüyorsunuz? Sizde son albümünüzde dengbej stranlarında batı çalgıları kullanmışsınız. Neden  buna gerek duydunuz? Dünyadaki tüm milletlerin biribirlerini tanımaları, yürek tınılarını birleştirip cok sesli bir harmoniye dönüştürerek duygularını paylaşımda tam bir estetizme ulaşmaları kadar daha güzel ne olabilirki? Sadece dikkat edilmesi gereken hassasiyet, dokuda her duygunun kendi güzelliği ile kabul görülmesi, inkar ve asimilasyondan şiddele sıyrılıp uyum halini korumaktır! Stran ve enstruman; benim için böyledir.

36-Birazda yeni albümünüzden söz edelim.? Bu albüm tamamen dengbej  stranlarından mı oluşuyor? Evet. Bir önceki sorunun yanıtındaki duyguların çatısı altında, böyle bir çalişma uzun yıllardan beri projelerimde olan bir düşünce idi. Ayrıca hem dinleyicilerimin yıllardır benden beklediği bir almümdü, hem, ben bu Klamları okurken çok özel bir ruh haline giriyorum ve okurken çok keyif alıyorum.

37-Hozan Aydın, albümlerini hangi duygularla hazırlıyor? Albümlerden ne bekliyor, dinleyenlerden ne bekliyor? Son albümünden beklentisi neydi? Ben, uygarlığın ve medeniyetin beşiği olan Mezopotamya insanıyım! Toplum olarak duygularımız çok temiz ve yüreklerimiz çok büyük; dolayısıyla insalığa düşman olan kesimler, insancıl yönümüze sığınarak, sinsice, kocaman yüreklerimizde önce yer edindiler! Daha sonra kültürel değerlerimize saldırdılar, talan ettiler, çaldılar, çırptılar, gasp ettiler.! Bizi bize yasakladılar! Bizi inkar ettiler! Bizi yok saydılar! Fakat binlerce yıldır ki bir türlü bitiremediler çünkü, kültürel değerlerimizin bu denli güçlülüğünü tahmin etmediler! İşte Hozan Aydın, bu kültür deryasından sadece bir damladır. Ben bu duygularla, bir misyon edinerek albümlerimi hazırlıyorum. Beklentim, bu albümleri sahiplenmek, bu değerleri sahiplenmektir şiyarıyla dinleyenlerimi birde korsandan kaçınarak, orjinal satın alıp dinlemelerini ve maddi olarakda kültürel kurumlarımıza ciddi anlamda katı sunulacağını unutmamalarıdırlar.

38-Albümde dikkatim çeken  ünlü Kürt destanlarından biri olan “Filîte Quto” destani ile ilgili yazılan stranı yıllar sonra tekrar gündeme getirdiniz. Bu destan hakkında genç  dinleyicilerinize kısaca bilgi verimisiniz? Filîtê Quto destanı, kesin olmamakla beraber, 100 yılı aşkın bir geçmişe sahip. Kurdistan’da,  Belis, Batman, Xerza topraklarında Etmanekî ve Reşkotan olarak iki aşiret arasında gerçekleşen bir kavga ve cok ciddi bir trajedidir. Filîtê Quto genç ve delikanlı, Reşkotan aşiretinin başıdır. Kervancıbaşı Emê Mamê Gindê ise 80 ine gelmiş, Etmanekî aşiretinin başı ve aynı zamanda da o dönemin önemli yiğitlerindendir. Filîtê Quto, Emê Mamê’nın kervanının önünü kesip elindeki silahını almak istiyor. Namus anlamına gelen silahı, Emê Mamê gibi bir yiğidin elinden almak, mümkün olmasa gerek. Günlerce süren kavgada Emê Mamê, orada Filîtê Quto’ yu öldürüyor. Reşkotan aşireti de kervanın etrafını sarıp, Emê Mamê ve yiğeni Elî dahil olmak üzere, kurtulan 3 kişi haricinde  kervandakilerin hepsini öldürüyorlar; böylesi bir trajedi.  Bu Klamda sanatsal boyutu ele alırken, dilin gücünü, hakimiyetini, bir laf deryasını, edebiyetın dizelere serilişini, sinema için muazam bir kurguyu görebiliyorsunuz. Bu  klamları, bu temelde dinleyip değerlendirmek gerekiyor diyorum. Diğer bir yandanda toplum olarak, bu trajediden çıkarabileceğimiz daha çok dersler var diye düşünüyorum.

39-Dengbejlik geleneğinin  geleceğini nasıl görüyorsunuz? Geçmişin günümüze aktarımında ve hatta yarınlara taşımada, tarihi bir misyon olarak irdelediğimizde, bu geleneği sahiplenmede ki gayretleri küçümsememekle beraber, önümüzdeki çağada taşıya bilmedeki kararlılığını tabiiki yetersiz buluyorum! Bu yolda, yeni gençlerin yüreklerine, seslerine ve nefeslerine cok ciddi anlamda ihtiyaç var!

40-Bu albümün sizin sanat hayatınızdaki yeri neresi olacak? Bu albüm, yaşadığım kuşakta, özelliklede görev olarak sanattaki belirginliğim, toplumsal bir değer yargı olarak bir nebzede olsa yarınlardaki kuşaklara ışık tutacaktır diye düşünüyorum.  

41-Konser vermekten en çok keyif aldığınız şehir neresidir? Sayısız Şehirlerde, sayısız sahneler paylaştım ve Avrupa da da keyif aldığım birçok şehir oldu tabii fakat, kendi topraklarımda stran söylememin tadı başka! Birgün mutlaka en büyük keyfi alacağım konserlerimi, Tekman da, Amed de vede ülkemin birçok yerinde vereceğime inanıyorum ve bunun hayalini hep kuruyorum; 17 yıldır içim yanıyor.!

42-Son olarak sevenlerinize ve dinleyicilerinize vermek istediğiniz bir mesajınız varmı? Bir halk, ancak ve ancak kendi öz kültürü ile var olabilecektir ki başkada bir alternatif yok! Herkesin büyük bir itina ile kendi kültürünü sahiplenip ve aynı saygıylada başkasını kabul görme dileği ile tüm dinleyenlerimi stran duygusuyla kucaklıyor ve stran tadında öpüyorum. Ayrıca  Doğan Haber Ajansının muhabiri olarak Kurd kültürü, Kurd sanatı ve sanatçısıyla ilgilenmen sevindirici bir olay, bu ropörtaj için sana teşekkürlelimi söylerken işlerinde üstün başari dileklerimle senin o genç yüreğinden öpüyorum Özgür kardeşim.

Özgür Utuş